Quncikniviskari

Haberler Cellikani yazdı

Îcar min vedozî  ku quncik nivisandin kareki hêsan e. Min bala xwe dayê ku nemaze di rojanmeyen tirkî de, ke ku bendê xwe qetandiyê , xwe avêtiyê quncikekî  û  dest  bi quncik nivisnadinê kiriyê . Kê ku di biwarên din en jiyanê de tu serfirazî  bi dest nexistine, tu payebilindî di giyani xwe de hest nekirine, ji xwe re gotine ku  keko  a ji te re  pîşeyek belaş biro, here ji xwe re di rojnameyek tirkan de quncikeK wergire, tê de konê xwe vegre û  li kêfa  xwe mêze ke, rojê çend vegotinên sist û  puç binivîsine du re tevahiya roje  gunên  xwe mist de.

Mam Hasan

Haberler Hasever

Amca biliyor musun, sonu sizinkine benzemeyen bir Türk Filmi var. Tarık Akan’la Fikret Hakan oynuyorlar. Fikret Hakan’ı belki hatırlamazsın ama Tarık Akan’ı hatırlarsın. Uzun boylu, yakışıklı, babayiğit biri... Hani Yılmaz Güney’in Yol filminde, mahpustan izinli çıkıp, haritanın unuttuğu Sancak’a gidiyor; Sancak dönüşünde fırtınaya yakalanıp, “eski” karısını doğanın adaletine teslim ediyordu. Hatırladın mı? İşte o yakışıklı adamla Fikret Hakan, fukaralıktan bir arkadaşlık peydahlıyorlar. Zaten filmin adı da Arkadaşım. Fikret Hakan aslında ağır hasta, böbrekler iflas etmiş, günleri sayılı. Ameliyat olması gerekiyor ama paraları yok.

Telefon Direkleri (Öykü)

Haberler Hasever

Şairin öğüdü tutulur mu?

Annem duymasın, ben tuttum. Tuttum bu hikayeyi resimledim. Resimledim dediğime bakmayın, aslında fotoğrafladım. Fena da olmadı. Cümlelerin yüzü gözü açıldı.




Kar Topu

Haberler Hasever

O vakit, ne Nazım’dan ne de şiirinden haberdardım. Şimdi ne zaman o anı hatırlasam aklıma bu dörtlük gelir. Jandarmalar çok yorgun görünüyorlardı. Omuzlarında taşıdıkları silahları, onlara “fors” vermekten ziyade, yük gibi duruyordu. Nereden esti bilmiyorum ama, onların bize ateş etmeleri durumunda kendimizi nasıl koruyacağımızı konuşmaya başladık. Hiç unutmuyorum. Alelacele yaptığım kar topunu tam alın hizama tuttum. - Öyle ya vurulursam alnımdan vurulacaktım.- Eğer bize ateş edecek olsalardı bu kar topu kalkanım olacaktı. Mermi nasıl ki kar topuna çarparsa, oracıkta kalıverecekti; çünkü kar mermiyi eritirdi.

Yılmaz Güney’dir

Yorum Hasever

Adana tren garına giren ekspres, birkaç koltuk hariç, gara fakirlik indirir. (Demincek, “birikmiş paranızın teminatı” Sümerbank, reklam panosunun dibine işmiş) Cabbar, kemikten müteşekkil atı ve yırtık döşemeli arabasıyla, yolcularını bekliyordur. At arabalarının dönemi bitmek üzeredir. Orhan Kemal’in, romanlarında sıkça geçen “kadillak”lar yolların ve yolcuların gözdeleridirler. Herkes yolcusunu alır, geride Cabbar kalır. Tam umudunu kesmiş, arabası boş dönecekken, gardan bir aile çıkar. Kamera, Cabbar’ın gözünden gar önünü gösterdiğinde, ortaya uçsuz bucaksız Anadolu bozkırı çıkar. Anadolu bozkırının diğer ucunda fakirlik, bu ucunda yine fakirlik vardır.

Kemal Burkay’ın Dönüşü Üzerinden / Kürt Davası - 2

Yorum
Hasever

Kürt davasının hala “bir varmış, bir yokmuş” girizgahında durduğu bir zamanda, bu dönüşle birlikte, beynimde berraklaşmış bir iki “songörü”mü kelimelere aktarmak istiyorum. Değerlendirmelerim, kişisel gözlemlemelerimin güncel tezahürler üzerinden aktarılması şeklinde olacak. Özeleştiri bölümünde dile getirdiğim; kimilerince genel, kimilerince detay olarak değerlendirilebilecek öneri-m- dışında ulaşabildiğim herhangi bir sonuç yok. Çözümün, bütün muğlaklığıyla ve erimiş peynir misali olgunun üzerinde damar damar duruyor olmasından ötürü, kalıbından alınan kerpiç misali cümleler kurmam, hem ahlaki hem de doğru olmazdı.

321 Haber (54 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)