Mam Hasan
Kürt inadıyla, inatların en güzeliyle yaşadın. Karıncaya su verdin, kelebeğin kanadından diken ayıkladın. Kaçan tavşanı art ayağından, uçan turnaya kıydığını görmedim. Sararmış başak tarlasında, büyük bir çalımla tırpan salladın. Darda kalmış yolmacının akşam üstü Hızır’ı, fırtınada şaşırmışın el feneri oldun. Koltuğunun altında hep bir iyilik sakladın. Nurhak’tan, Setrek dağlarına kadar basmadık yer bırakmadın.
Hangi yaramızı sağalttı ki Ankara!
Kürt inadıyla, inatların en güzeliyle yaşadın. Karıncaya su verdin, kelebeğin kanadından diken ayıkladın. Kaçan tavşanı art ayağından, uçan turnaya kıydığını görmedim. Sararmış başak tarlasında, büyük bir çalımla tırpan salladın Darda kalmış yolmacının akşam üstü Hızır’ı, fırtınada şaşırmışın el feneri oldun. Koltuğunun altında hep bir iyilik sakladın. Nurhak’tan, Setrek dağlarına kadar basmadık yer bırakmadın.
Ne güzel ağırladın misafirini; kimsesizi aç, açı biilaç bırakmadın.
Bir yaz günü ayrılırken aramızdan, ne gideni ne de kalanı incittin; ellerinden öpüyorum.
Kışa alışık ellerin, şimdi, bir yaz gününde inerken toprağın soğuğuna, bir daha şöyle bir çalımla yürümemek üzere hoşçakalın dedin. Giderken, kendin çektin son nefesini. İnadın en yakışıklısı, yakışıklıların en inatçı haliydin. Kimseye kalmadın. Kimsenin nefesini üstünde yaşamadan; bir ağaç gibi ayakta, bir gezgin gibi yamaçta, bir avcı gibi patikada ayrıldın aramızdan. Çok yumuşak; hep yaptığın gibi, usulcacık ayrıldın hayat izleğinden...
Güle güle Amcam...
Kızımın tenine emanet bakışların emanetimdir...
Güle güle Hasan...
Hoş geldin; geldin, doldurdun odamızı...
Güle güle Mam Hasan...
Bir tas su gibi geçtin aramızdan. Suretinde suretimizi gördük; eyvallah
Güle güle Amcam...
Hep hoş bir heyecanla katettiğin Ankara-Elbistan arasını gözün kapalı geçtin. Bıraksak zaten, gözün kapalı varırdın memleket toprağına
Güle güle Amcam...
Toprak senden, sen topraktan hoş olasın. Başında dumanlı bir başak tanesi gibi dolansın poyraz rüzgarı. Kurtkulak’a bakan taşının, Nurhak’a dönük başının üzerinde keklikler, bıldırcınlar uçuşsun.
Güle güle Amcam...
Sen Elbistan’ın, Elbistan Senin olsun. Hoş olsun; sofran, sohbetin bol olsun.
Güle güle Amcam; güle güle...
Beklersin sanmıştım; beni bağışla...
Yeğenin Hasan Sever,
Zürich, 3 Mayıs 2010
Mam Hasan
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.
-
Ali YILDIZ * yazdı Tarih: 16.05.2010 19:25
Dayıcığım;
Aslında söyleyecek çok şey bırakmadın geride bıraktıklarına oyüzden bende senin ellerinden öpüyorum.
-
Yüksel * yazdı Tarih: 13.05.2010 11:22
Yoldasim
auch ich möchte Dir mein Beileid aussprechen.
Tod und Schönheit sind zwei hohe Dinge, die gleich viel Schatten und Licht enthalten, so dass man sie für zwei Schwestern halten könnte, gleich schrecklich und furchtbar, erfüllt von demselben Rätsel und demselben Geheimnis.(V. Hugo)
Liebe Gürsse
Yüksel
-
* yazdı Tarih: 03.05.2010 22:50
En sevdiği Yeğeniydim, en kafa dengi Yeğeni. Viski kapağıyla viski içtik, gecenini bir yarısında kalkıp keklik avına gittik. Korktum, arayamadım. Sesini nasıl alırım diye diye gün saydım. Şimdi gitti. Giderken, kendine yakışanı yapmış; çekmiş çıkarmış oksijen tüpünü ve iki dakika sonra da ayrılmış aramızdan. İkinize de öpüyorum. Sağ olun!
Bağışlayın beni; acılarınızı tazeledim...
Hasan Sever
-
Nurşen Güngör * yazdı Tarih: 03.05.2010 22:36
Sevgili Hasan,
bir kaç söz söylemek, Mam Hasan'ı hiç tanımayanları da duygulandırmak, onlara vefa duygusunu hatırlatmak, belki de Mam Hasan'ın en büyük arzusuydu, vefanın böylesine yok olduğu bir dünyada..
Çok üzüldüm...
Nurşen Güngör
-
Haydar Karataş * yazdı Tarih: 03.05.2010 22:33
Ne acı ki, beklemiyorlar bizi Hasan. Ben yaşlı yakınlarımı hapisteyken hep kaybettim, cenazelerine katılamadım, mezar yerlerine gidemedim.
Çok ağladım, bir elveda diyemeden beni böyle arkada bırakıp gidenlere..
Başın sağ olsun sevgili dostum.
haydar karataş




