Japonya Depremi / Şimdi biz ne anladık?

Haberler Hasever

Almanya başbakanı Merkel, henüz mesele bütün sıcaklığıyla devam ediyorken, basının karşısına geçti ve “Japonya gibi modern ve önlemlerin en üst düzeyde alındığı bir ülkede bile atom rektörlerinde bir zafiyet yaşanıyorsa, diğer ülkelerde ve bizde, ki biz de güvenlik önlemlerini en üst aşamada hayata geçirmiş bir ülkeyiz, bu konunun tekrar ele alınması gerekiyor. Talimat verdim, yeni bir güvenlik dosyası oluşturulacak” dedi. Almanya gibi nükleer santrallere karşı muhalefetin en üst boyutta olduğu bir ülkede, hükümet cephesinden yapılmış önleyici bir hamle. Fakat bu hamle insanların sokağa dökülmesini engeller mi? Hayır.

Japonya Depremi / Şimdi biz ne anladık?


Tartışmalı. Bir şey anlayıp anlamadığımız tartışmalı. Tartışılmayacak bir şey varsa o da doğanın gücü karşısında henüz bir cüce olduğumuz! Belki de burada kaybediyoruz. Şu “delikanlılığı” ve “boy verme” işini bırakmanın zamanı gelmedi mi?

Almanya başbakanı Merkel, henüz mesele bütün sıcaklığıyla devam ediyorken, basının karşısına geçti ve “Japonya gibi modern ve önlemlerin en üst düzeyde alındığı bir ülkede bile atom rektörlerinde bir zafiyet yaşanıyorsa, diğer ülkelerde ve bizde, ki biz de güvenlik önlemlerini en üst aşamada hayata geçirmiş bir ülkeyiz, bu konunun tekrar ele alınması gerekiyor. Talimat verdim, yeni bir güvenlik dosyası oluşturulacak” dedi. Almanya gibi nükleer santrallere karşı muhalefetin en üst boyutta olduğu bir ülkede, hükümet cephesinden yapılmış önleyici bir hamle. Fakat bu hamle insanların sokağa dökülmesini engeller mi? Hayır. Merkel’in yaptığı, mümkün mertebe “soğutma” işlemi!

Tsunaminin tabladığı fotoğrafa gelince: Fena halde “araba” manzaralı. Ne kadar manidar! Kapitalizmin saç ayaklarından biri olan otomotiv sektörü, derya dalgasına düşmüş teneke kutu gibi. Tanrının olmayabilir ama doğanın sopası var. Eğer bir nebze olsun vicdanlı davranabilirsek, yarattığımız “uygarlığın” ölümlerimizi önleyemediğini görüveririz. Bunca fabrika, karşısında secdeye vardığımız teknoloji, pazarı ihya etmek için taviz vermediğimiz Japon disiplini; hepsi hepsi deryada çöp yığını şimdi.

New Orleans’ta henüz nem kurumadı. Sumatra’nın yarası kanamaya devam ediyor. Neresinden bakılırsa bakılsın, ortada mağlubiyetin tablosu duruyor.

Sumatra için yokluğun ölümleri demiştik. Okyanusa kıyısı olan bir fukaralığın su altında kalmasına şaşmamak lazım; şaşmamış fakat isyan etmiştik. Erken uyarı sisteminden yoksun olanların çaresizliği bütün bir insanlığı yaralamıştı. Topu topu 30-35 milyon dolarlık bir harcama gerektiren o sistemi kurdular mı, bilmiyorum. Sonra, New Orleans’ta, kara dereli mahalleler suya battı. Aynı saatlerde ABD, bütün “gelişmişliği” ve “uygarlığıyla” okyanusta ada büyüklüğünde gemiler yüzdürüyordu (Sahi, niçin?). Ve en son, erken uyarı sistemleri dört dörtlük çalışan Japonya... Meğer erken uyarı da çare değilmiş!

“İkinci Cihan Harbi’nden bu yana yaşanan en büyük tahribat” demiş, Japon başbakan. Sayın başbakan, o tahribatın, yani birincisinin, esbabı mucibesini idrak edemediğimiz için başımıza bu tür belalar geliyor olmasın? Ve yine sayın başbakan, meseleye bir kızıl olarak baktığımdan mıdır nedir; insanlık ekranıma düşmüş çok net bir fotoğraf görüyorum. Ve bazen bu görmenin, bir mükafat mı yoksa ceza mı olduğunu bilmiyorum.

Almanya ve Japonya... İkinci Paylaşım Savaşı’nın mağlupları. Biri su altında kalınca diğerinin nefesi kesildi. Belki de aynı çılgınlıkta ısrar ettiklerindendir; yoksa, aynı bostana baktıkları için mi demeliydim. Beyler ve beyleşmeye çalışan bayanlar, insan hayatını kurtaramayan hiçbir gelişmişlik övgüye değer değildir. Gelişmişliğinize, ne maazallah, ne maşallah, ne eyvallah!

Şimdi biz ne anladık?

Acaba birileri Akkuyu’ya taş atmayı hala düşünüyor mudur? Ve yine birileri, bir gün lazım olur diye cebinde ince belli çay bardağı taşıyor mudur? Ve yine Sinop’a nükleer isteyen o muhtar hala dediğinde diretiyor mudur? Sizi, sayın muhtar hiç unutmayacağım. Nükleer santral istemeyenler için ve Terzi Fikri’nin dikişine kastederecesine “Bu solcuların bir çeşmesi dahi yok” dediniz ya; unutmam. Kurumuş bir vicdan/cüzdan taşıdığınızı hep hatırımda tutacağım! Bu yazı size denk gelir mi bilmem ve sanmam; lakin Japon depreminde ölenler için üzülemeyeceğinizi düşünüyorum.

Reaktörde soğutma çabaları devam ediyormuş. Deryada su çok, soğutulsun! Ama unutulmasın, belki o su, reaktörün kızgınlığını dindirmeye yeter fakat gün be gün ısınan dünyamızı hangi okyanusta soğutacağız? İnsanlarını yitirenlerin ciğer yangınını nasıl söndüreceğiz? Bu çılgın üretimi, ruhlarımızı teslim alan tüketimi ve durmadan hızlanan hayatlarımızı hangi parkurdan ve nasıl çekeceğiz? Yoksa durum Afrikalının dediği gibi mi? Yoksa “ Çoktan öldük de haberimiz mi yok.”

Hayır!

Son bir saatimiz de kalsa, bu çılgınlığa son verdiğimizde, kazanılmış bir dünyamız olacak.

Değmez mi?

Hasever
Zürich, 14 Mart 2011

Japonya Depremi / Şimdi biz ne anladık?

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.


Haber Puanlama
Ortalama puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

İlgili Bağlantılar

En çok okunan haber: Haberler: