Haber bu konuya: Yorum
Yılmaz Güney’dir

Adana tren garına giren ekspres, birkaç koltuk hariç, gara fakirlik
indirir. (Demincek, “birikmiş paranızın teminatı” Sümerbank, reklam
panosunun dibine işmiş) Cabbar, kemikten müteşekkil atı ve yırtık
döşemeli arabasıyla, yolcularını bekliyordur. At arabalarının dönemi
bitmek üzeredir. Orhan Kemal’in, romanlarında sıkça geçen “kadillak”lar
yolların ve yolcuların gözdeleridirler. Herkes yolcusunu alır, geride
Cabbar kalır. Tam umudunu kesmiş, arabası boş dönecekken, gardan bir
aile çıkar. Kamera, Cabbar’ın gözünden gar önünü gösterdiğinde, ortaya
uçsuz bucaksız Anadolu bozkırı çıkar. Anadolu bozkırının diğer ucunda
fakirlik, bu ucunda yine fakirlik vardır.
Kemal Burkay’ın Dönüşü Üzerinden / Kürt Davası - 2
Hasever

Kürt davasının hala “bir varmış, bir yokmuş” girizgahında durduğu bir zamanda, bu dönüşle birlikte, beynimde berraklaşmış bir iki “songörü”mü kelimelere aktarmak istiyorum. Değerlendirmelerim, kişisel gözlemlemelerimin güncel tezahürler üzerinden aktarılması şeklinde olacak. Özeleştiri bölümünde dile getirdiğim; kimilerince genel, kimilerince detay olarak değerlendirilebilecek öneri-m- dışında ulaşabildiğim herhangi bir sonuç yok. Çözümün, bütün muğlaklığıyla ve erimiş peynir misali olgunun üzerinde damar damar duruyor olmasından ötürü, kalıbından alınan kerpiç misali cümleler kurmam, hem ahlaki hem de doğru olmazdı.

Kürt davasının hala “bir varmış, bir yokmuş” girizgahında durduğu bir zamanda, bu dönüşle birlikte, beynimde berraklaşmış bir iki “songörü”mü kelimelere aktarmak istiyorum. Değerlendirmelerim, kişisel gözlemlemelerimin güncel tezahürler üzerinden aktarılması şeklinde olacak. Özeleştiri bölümünde dile getirdiğim; kimilerince genel, kimilerince detay olarak değerlendirilebilecek öneri-m- dışında ulaşabildiğim herhangi bir sonuç yok. Çözümün, bütün muğlaklığıyla ve erimiş peynir misali olgunun üzerinde damar damar duruyor olmasından ötürü, kalıbından alınan kerpiç misali cümleler kurmam, hem ahlaki hem de doğru olmazdı.
Dom Dom Kurşunu

Bir kötülük nasıl bu kadar uzun boylu olur? İnsan, bir yerde, bir “an”da
kabustan uyanmaz mı? Columbine’yi kana bulayan “iki çocuk” da
eylemlerini aylarca planlamışmış. Hani diyor insan, bir yerinde bu
planın, ulan, (herhangi bir) insana çarpmaz mı suratımız? Tertemiz, içi
dışı bir, gıcır gıcır cama çarpıp kendimizi geliriz ya, o hesap. Demek
ki hiç bir birimize çarpmıyoruz. Koca koca şehirlerde, arı oğulu misali
iç içe, lakin hiç bir birimize değmiyoruz.
ÖDP'de Yeni Bir Dönemin Başlangıcı (mı?)

Değerli bir arkadaşımın Fb'taki iletisi sayesinde ÖDP'nin 9.Parti
Meclisi Toplantısı Sonuç Bildirgesinden haberim oldu.
"İdeolojik-politik-örgütsel anlamda köklü bir yeniden yapılanma
sürecinde bir adım daha atma kararlığı" gibi bir ifadeye rastlayınca,
sıkıcı bir rutini icra ederken alışılmadık bir fenomenle karşılaşan
birinin şaşkınlığıyla, yayıldığım koltuğumda doğruluverdim birden; Bunca
yıldır, -"15 yıldır"-, beklediğimiz an sonunda gelmiş miydi yoksa.
ÖDP'yi yakından takip etmediğimden, bu olağan, standard bir metin midir
yoksa gerçekten işlerin artık bu şekilde gidemeyeceği yönünde bir
hidayete en nihayetinde varılmış mıdır bilemiyorum
Onur Caymaz’a (Gecikmiş) Bir Selam

Belli ki senin de başına gelmiş.
Her şeye; dağa, taşa, kurda, kuşa, ota, …. laf anlatılır da,
“eskisolcu”ya anlatılmaz; değil mi? Biliyorum. Hani dersen ki Türkçe’de
yan yana gelmiş en talihsiz ikili hangisi? Derim ki “eski solcu.” Ne
keder! “Sol”un başına “eski”, “eski”nin ardına “sol” koymak zorunda
kalıyoruz ya, aha şurama bir taş koymuş gibi oluyorum. Fakat yanlış
anlamayasın, ızdırabım sadece “sol”a değil, “eski”yedir de. Görüyorum.
Bazen “eski”yi perdeleyip “sol”u; bazen de “sol”u perdeleyip “eski”yi
satıyorlar.
Kuşaklar Arası Paslaşma

(Sigarayı övmek gibi olacak ama) Yaşadığım büyük gurbetin nimetleri
de mevcut. Bu nimetlerden biri, Taraf adlı gazeteden bihaber olmamdır.
Gerçekten, bir kere internet sitelerini ziyaret etmem dışında, Taraf’a
temas eden herhangi bir tarafım olmadı; yani abdestim taze. Diğer bir
nimetse, 2. Eylülist Edebiyat Kuşağı’ndan uzak durmuş olmamdır. 1.
Eylülist Edebiyat Kuşağı kalemşorlerinden Ahmet Altan, yerine birilerini
ikame etmiş olacak ki, şimdi “vites büyütmüş” memlekete siyaset
üretmektedir. O dalgadan Yalçın Küçük sayesinde kurtulmuştum. Hakkını
teslim edeyim, Yalçın Hoca’nın kuşağım üzerinde ekmek tuz hakkı var.




