321 Haber (54 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)
Asgari Cehalet: Don-Külot

Erdoğan daha önce de buna benzer cehalet gösterileri sergilemişti. Ama bu sefer durum sadece cehaletle sınırlı değil. Cümleler beynimizin arka bahçelerinden haberler getirirler. Haberlere kanat olan kelimeler ise yer altı madenlerimize işaret ederler. Erdoğan “Don” kelimesini kullanmak istemiyor. Bu kesin. Peki niye? Belli ki “Don”u müstehcen buluyor. İslami siyasa cinsellikle malul olduğundan, cinselliği çağrıştıracak kelimeler hafızayı beşerden silinmeye çalışılıyor; anlayabiliyorum. Fakat durum o durum değil. Deyimin orijinali şöyledir:
Pîrhevoka devşom Muazzez Ilmiye Çığ

Cara yekem kû min dest bi xwendina xwe ya serata kir sal 1975 bû. Sol di lingên min de tûnebûn. Ez xas çûbûm dibistana seretayî. Yekem car min Ataturk di fêrgehê dibistana me de dît, hingah pê ve min ji wî qirçîn hilgirt û ji wî kerixîm. Çavên wî şîn bûn û brûyên wî zer û ber bi jor badayî bûn. Kenekî qerfok û berazî li ser dêmê wî bû. Di hemû hengama xwendina min de ji dibistana seretayî heta Zanîngehê ku ji 13 salan dirêjtir ajot, em bi Ataturk re radizîn û bi wî lanêtîra tevde dihesîyan. Min hest dikir ku ew di wêne de hîn jîndar e û li min dinêre. Lêbelê min dizanî ku ew jî ji min hez nake.
Telkadın (Kitap Tanıtım)

Son derece güzel bir kurguyla tasarlanan roman ne yazık ki, yer yer sıradan bir yazıma düşmekten kendini alamaz. Örneğin, yazar anlatının arasına bilgi aktarımını koyar, „Karanfilli Meryem“ derken, bu tablonun, bir bilgisel aktarımmış gibi şöyle der: „Leonardo da Vinci’nin ilk eserleri arasında yer alan, ‘Karanfilli Meryem’in’yüzüydü bu.,“ (S.54) insanın neden diyesi geliyor. Edebiyat anlatırken, bilgisel aktarım yapmamalı benim kanıma göre, bu edebiyat okurunu basitleştirir, onun bilgi edinmesini sınırlar.
Ortaya Karışık / Bir Yıl Böyle Geçti

Çamın dibini görmeyen onu her daim yeşil sanır. Bunca yitiği saklar da bağrında yine de ayakta durur orman. Her gün aramızda çürümüş bir nefes gibi dolanan ölüme rağmen yaşam yaşam ayakta durmamıza benzer ormanın duruşu. Kim bilir, belki de ormandan öğrenen biziz. Şehrin ışıklandırılmış caddeleri, insan taşıyan kaldırımlar ve cümlemizi içinde barındıran evren, bir orman telaşında arşınlayıp durur zamanı. Zaman, kendi boyutundan emin, bir arpa boyu yol alsa, ömrümüz nihayete erer. O kadar küçük ve içinde yaşadığı büyüklüğün farkında bir yoğunluktayız. Sahi hepimiz öyle miyiz?
Özel Bir Hikaye: İsviçre’de Demiryolları Yapımı

Şeytan Köprüsünün ticaret kapısı olduğunu fark eden tüccarlar, 1291’den bu yana oldukça büyümüşlerdi. Artık Şeytan’a işleri kalmamış kendileri şeytanlaşmıştı. Gotthard demiryolu hattı işte böylesine bir Şeytan’laşma aşamasına denk gelmişti. Demiryolları yapımında istediğini, ülkenin istediği haline getiren Escher artık bu işe de el atmak durumundaydı. 1869 yılında Centralbahn ve Nord-Ost-Bahn yanlarına Basel ve de Zürih şehirlerini de alarak Gotthardbahngesellchaft’ı kurdular, kuruluşun başına Escher geçti. Gerekli finans kantonlardan ve özel kişilerden sağlandı.
Yekî swisrî minarê mîna çi dibîne?

Min ev temenê xwe ê hêja bi rastî jî vala nebihûrt. Emrê min nîvî li Tirkîyê û Kûrdîstanê, nîvî din j îli Swîsrê rabihûrt. Her tim hewl û têkoşîna min ev bû ku dema ferişteyê binavûdeng ê tirsengîz, rihstînê destbikêlendî, ezrailê erjeng hat kû bersa min li vî alî bibirre û derbazê wî alîyê din bike, bila ez wek dêûbavên me, mîna mezinên me, nola bavûkalên me nebêjim ku ‘min emrê xwe vala derbaz kir, min xêr nedît,xwezî min wiha û wisa bikira... herwekdin.’




