318 Haber (53 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)


3 Numaralı Peron’un Proleterleri (Öykü)

Haberler Hasever

Binanın gölgesi diğer tarafa düşüyor. Henüz içi boş; bitirmeye gayret ediyorlar. Bitirip hizmetimize sunacaklar ve bizler, cümlenin tezadına bakmadan, orada hizmet sunacağız.  Zürich’in en yüksek binası; 36 kat, 126 metre ve her yerde adet olduğu üzere ingilizce isimli: Prime Tower. Kapitalizmin suratında çıkmış çıban misali ve daha demin, Dişli Çark üreten bir fabrikanın bacasının tüttüğü yerde arşa yükseliyor. Hemen yanında, söğüt mantarı gibi Ernst&Young binası duruyor. Mantar gibi dediğime bakmayın tamı tamına bin kişiye iş yeri olacak (Yüce Gök, ne soğuk bir cümle oldu bu böyle: bin kişiye mezar olacak der gibi!).

Üç Dut Ağacı (Öykü)

Haberler Hasever

Baharla birlikte kayısı ağaçları  dere boyunu beyaz bir tül gibi sardıklarında, dutlar tomurcuk patlatır fakat yaprağın şemsiyesine sığınmış dut meyvesi çok sonraları, nazlı bazlı burun uzatırdı. Memleketin yalancı baharına her seferinde ve muntazaman kanan kayısı ağaçlarının tersine, dut, donmaktan ve kederine ağlayan bir aşık gibi göz yaşlarını dibine dökmekten, böylece, kurtulurdu. Kayısı ağacının, tıpkı kiraz gibi, doğaya büyük=kör bir aşkla bağlı olduğunu düşünüyorum. Onlar, tereddütsüz, toprağın sıcaklığına içini dökebilen yegane ağaçlardır. Fakat benim topraklarım henüz aşkın şefkatinden ve yumuşaklığından çok uzak.

Kuşaklar Arası Paslaşma

Yorum Hasever

(Sigarayı övmek gibi olacak ama) Yaşadığım büyük gurbetin nimetleri de mevcut. Bu nimetlerden biri, Taraf adlı gazeteden bihaber olmamdır. Gerçekten, bir kere internet sitelerini ziyaret etmem dışında, Taraf’a temas eden herhangi bir tarafım olmadı; yani abdestim taze. Diğer bir nimetse, 2. Eylülist Edebiyat Kuşağı’ndan uzak durmuş olmamdır. 1. Eylülist Edebiyat Kuşağı kalemşorlerinden Ahmet Altan, yerine birilerini ikame etmiş olacak ki, şimdi “vites büyütmüş” memlekete siyaset üretmektedir. O dalgadan Yalçın Küçük sayesinde kurtulmuştum. Hakkını teslim edeyim, Yalçın Hoca’nın kuşağım üzerinde ekmek tuz hakkı var.

Mam Hasan

Anmalar

Elbistan’ın, Ankara’nın ve Keskin, Mucur, Kayseri, Pınarbaşı ve Malatya yol çatının ve yekten yol olmuş özlemlerimin şeritsizliğinde, bozkırın kenger dikeni eziyetinde herhangi bir vasıta oluyorum. Seni taşıyorum durmadan; kova kova, damla damla, deli divane. Orta yerde bir semah dönüyor Mam Hasan; görüyor musun? Tek ayak üzerinde Temir Ağa, habire toprağı topukluyor; toz duman, ferman ferman.


Araba / Bir 12 Eylül Hikayesi (Öykü)

Haberler Hasever

Soru: Evladım “elifba”yı söktün mü; bak, mektep bitecek?

Yanıt: Teyze, iki harf kaldı; ondan sonra tamam!

 

12 Eylül Üçlemesi’nin sonuncusu olan bu öyküyü, a.fabe.e iki harf kala ilkokuldan mezun olan çocukluk arkadaşıma ithaf ediyorum. Varsa üstü, kalsın!




Hasan / Bir 11 Eylül Hikayesi (Öykü)

Haberler Hasever

Bir sese ne kadar şey sığar? Bir ses hayatın ne kadarını taşır. Tarifi zordur; çünkü o sesten her zaman duymayız; iyi ki de duymayız. Düşünün; çepeçevre dağları, o dağların eteğinde elbisede yama gibi duran tarlaları, yamaçtan geçen yolu, sağa sola fırlatılmış alıç armut ağaçlarını, toprak damların yerle yeksan duvarlarını, orta yerde bütün sevimsizliğiyle boy veren ebegümecini, ısırgan otunu, yılan kokusunu, yonca tarlasını, bostan serinliğini, dut şerbetini ve ceviz gölgesini... Hasan’ın annesinin çığlığında bütün bunlar vardı; fakat Hasan yoktu.

318 Haber (53 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)