318 Haber (53 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)
Koca Dağlar Deviren "Liberal" G**ler
Önder Kurt
Liberal'in temel ontolojik yapısını Marx manifestoda 150 küsur yıl önce
ilan etmişti; "katı olan herşeyi buharlaştırma"ya çalışan şahıstır
liberal..Peki muhafazakarın buna tekabül eden yapısal özelliğ nedir
;"buharlaşma eğilimi gösteren şerşeyi tekrar katılaştırmak" değil
mi?..Şimdi bu iki taban tabana zıt zihinsel yapı Türkiye'den başka nerde
biraraya getirilebilir? Kavramları piç etme konusunda üstümüze yok;
Hani Erman Toroğlu gibi bir kabzımal bile sağdan soldan duyduğu "etik"
kavramını alır, entellektüel görüneceğini sanarak sahada çift dalan
futbolcu için "yaptığı hiç etik değildi" türü ucube bir anlamda kullanır
ya, o hesap.
“Yetê û Noko”
Hasever
Mahpushane fotoğraflarına gelince. Genellikle kalabalık fotoğraflarıdır.
Kadrajın alt ya da üst kısmında bir yerde “mahpushane hatırası”
kazılıdır. Ve mahpusların suratında esarete dair hiç bir iz bulunmaz.
Onlar, askerlik yapar gibi, yamaçta çift sürer gibi mahpus yatarlar.
Dava mı, genellikle “adam” öldürmedir. O fotoğraftaki, hani adam
öldürmüş olan, işte ona sorun, tıpkı Yol filminde “katil gibi çıkmışım
diyen” “katil çocuk” gibi cürüme fersah fersah uzak durur. Niye mi?
Bilmiyorum. Belki, diyorum hani, toplumsal bir norm, yasalarca
yasaklanmış da olsa meşru görüldüğü içindir.
Efsane Yaratmak

Hasever
Meseleye girmeden bir küçük not
düşmek istiyorum. Hayatımda Ertuğrul Özkök’e hiç öfke duymadım. Hadi bir
not daha düşeyim, hayatımda, bir kere hariç (bir dostum için), hiç
Hürriyet gazetesi satın almadım. Ertuğrul Özkök’e öfke duymamamda etkisi
olmuş mudur? Olmuştur. Mensubu olduğum Türkiye solu, burjuvazisine öfke
duymayan bir soldur. Anlaşılması dolayısıyla yazması zor bir meseledir.
İşte, nedendir ki burjuvazisine öfke duymaz, onun kalkanına/vitrinine
taş atar. Ertuğrul Özkök’e yapılmış her eleştiriyi mağazanın vitrinine
atılmış taşa benzettim/benzetiyorum.
Bizim neden bir Cantona’mız yok!
Hasever
Sol ayakla topa vuranların bir “tanrı” kıyağıyla iltimaslı olduklarını
düşünüyorum. Sağını kullanan ben “keşke bir futbolcu olaydım” demediysem
bunda “sağcı” olmamın çok büyük bir rolü var. Hayıflanmamak güzel fakat
o yetenekten yoksun olmak da bir o kadar iç acıtıcı. Yalnız, son bir
iki senedir, nereden geldi bilmiyorum, sol ayağımla şut denemeleri
yapıyorum ve hiç ummadığım bir şekilde topa vurabiliyor, hız
verebiliyorum. Ve ne zamandırki sol ayakla şut çekiyorum “yere sağlam
basma”nın ne anlama geldiğini öğrenmiş bulunuyorum. Can Bartu’nun
değişmez kriteriydi, “şimdi, çocuk yere sağlam basıyor.” Hep merak
ederdim, bu ne demektir?
İç Anadolu - 1 (Seyahat)
Hasever
1990 yılı baharında, leyleklerin kanadında henüz çöl tozu varken,
Haymana ve Haymana Oyaca’ya yaptığım arkadaş ziyaretleri, daha sonra,
içinde yüzeceğim deryaya dair, bana, düşün mutfağımda kullanacağım bir
sürü veri sundu. Ankara’dan Konya’ya giderken, Konya Yolu’nun
Gölbaşı’ndan önce sağa uç verdiği dalın üzerinde yaprak açmış olan bu
iki yerleşim yeri, o zamanlar Başkent’e yaklaşık elli-altmış kilometre
uzaklıktaydılar. Şimdiyse, Ankara’ya bir hayli yaklaştıkları söyleniyor.
Bu da, bize benzeyen, bizim şehirleşme hikayemiz. Şehirleşmemiz,
“olmaktan” çok, “yutmak/yutulmak” şeklinde tecelli ediyor (hala).
“Für mich und dich”
Temiz, düzenli, harıl harıl bir yerdir girdiğiniz yer. Düzenini alışkanlık ettiğiniz reyonların dizaynında, ihtiyaçlarınızdan sıyrılır, bir ihtiyaç deryasında yolunuzu bulmaya çalışırsınız. Derken bir anons başlar: Cümlemizi selamlayan, günün veya haftanın promosyonlarını sayan ve “für mich und dich”le biten, artık, alışıldık bir anonstur o. Duymamanız mümkün değil; kasada, reyonlarda, tartı sırasında veya liste taraması yaparken mutlaka bir yerlerinize çarpan bu anons, her seferinde, yazıya konu olan sloganla noktalanır. İsviçre’nin, perakende satışta iki numaralı mağazasının sloganından bahsediyorum.
318 Haber (53 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)