318 Haber (53 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)


İç Akdeniz - İkinci Bölüm (Seyahat)

Haberler Hasever
Ermenek Çayı
Ermenek’ten çıkıyorduk. “Sayende Ankaralı da olduk” dedim, arkadaşa. “Malzeme demiyor muydun, daha ne istiyon! Ankaralı demesem, Miralay Onbaşı Hacı Amca’nın, hikayesini nereden bilecektin?” “Miralay Onbaşı! Şimdi mi uydurdun bunu.” “Yazarsın. Bu da benden olsun.” “Askere kötü davranmadığını mı!” dedim, övgümün üstünü bir an önce kapatmak isteyerek. İkimiz de gülmeye başladık, simitçiden sonra Miralay Onbaşı iyi gelmişti. “Bakma sen, fukaranın tekidir.” dedi arkadaş. “Karısı öldükten sonra çocuklar yanına almadı; dükkanda, orda burda yaşıyor işte.” Sıcak daha fazla konuşmaya mecal bırakamıyordu.

Kendimi Tutamadım

Yorum Hasever

Pozitif bilimcilerin en meşhuru "aman tanrım kendi elimle bir canavar yarattım" diyen zattır. Bunun da (en az) bir sebebi var: Denklem sevdası. Adını unuttuğum bir Amarikan filminde bir matematikçi, CIA ile çalışmayı reddediyordu. Ret etme gerekçesi de şuna yakın bir şeydi: "Ben bir denklemi çözeceğim ve bundan zevk alacağım ama sizin o denklemle nereye hangi bombayı atacağınızı nasıl engelleyeceğim?" Böyle değilse de buna yakın bir şeydi. Bir pozitif bilimcinin içine ruh üflenmezse şeytana çok yakın durur. Ve muhteşem "pure"dur.

İç Akdeniz - Birinci Bölüm (Seyahat)

Haberler Hasever

Çoğu Anadolu kasabasını, kasabanın tepesinde yıkık bir kale veya içinde yıllanmış bir çınar ağacı yoksa, daha dün kurulmuş sanırsınız. Ne bir bina, ne bir yol ne de bir kaldırım geçmişe alıp götürür sizi. Her yerde, birbirinden ve dünden kopuk, demincek çatılmış sıvasız duvarlarıyla evler çıkar karşınıza. Kasabanın bir meydanı ve meydanın bağlandığı yollar olmadığından, nereye giderseniz gidin bir soluksuzluk hali bulur, tabeladan bunalmış caddeyi, ki genellikle bir tanedir ve kasabayı, sağlı sollu veya altlı üstlü ikiye böler; dışarıya taşmış tezgahlar ve her köşe başını tutmuş seyyar satıcı tablalarından tıka basa dolu görürsünüz. 

Polanski Serbest!

Haberler Hasever

Polanski’nin tutuklanmasıyla ortaya çıkan ve, bence, hafızalarımızda yer edinmeye namzet olan yegane şey “eşitliğin” tartışma konusu olmasıydı. Bugün de mesele biraz böyle ela alınıyor. Hukuk herkese eşit mesafede durma gayretinde olan bir mekanizma olabilir ama “daha eşit” olanlara sanki biraz daha iltimas tanıyor gibi. Bu en azında vicdanlarımızda böyle işliyor. Sinema severlerin, kendim de dahil, seslendirmekte ve ifşa etmekte zorlandığı durum bu olsa gerek. “Tamam, bir halt işlenmiş ama unutamaz mıyız” dememek için kendimizi zor tutuyoruz. “Hem, tecavüze uğrayan çocuk (kadın) da davadan vazgeçtiğini söylüyor.” 

“Geçer ama Getmez”

Yorum

Hasever


Üzerinden yıllar geçti. Her aklıma geldikçe gülümserim. Sarhoş diyalogları meşhur olan memleketimde belki de sıradan bir vaka bu, ama ben, “geçip getmeyen”e hep bir önem addettim. Geçenlerde, mesai çıkışında, yine hatırladım. “Açılım”ın şiddet sarmalına sardığı Kürt Davası’nı kafamda çevirirken, iki şeyin bir birini bulduğunu hissettim. Meğer, sarhoş, yıllar önce, ki o zaman da gündemde şiddet vardı, bu durumu tarif etmiş: Her yerimizden geçen, her yerimizi tarumar eden ama hiçbir yere gitmeyen bu durumu... Ve belki de bir salaklaşma hali, hem de bütün bir coğrafyayı kapsayacak şekilde...

Komünistler İçin Spinoza Neye İyi Gelir? Ya Da Molar ve Minör Politika

Yorum

Önder KURT

 

"Ne Yapmalı?" daha başlığında hitap ettiği kitlenin zihinsel yönelimi hakkında net bir ipucu vermekle kalmaz, herkesin bildiği bariz teşhisin ortaya koyduğu sorunun çözümüne yönelik akıl yürütmenin günümüze kadar gelen yöntemine dair de standartları da belirler; konumuz açısından detaya girmeye gerek yok, ama genel olarak bu standartların Savaş "Sanatı"nın teorisine yönelik standartlar olduğunu söyleyebiliriz. Bu açıdan Lenin, Savaş Sanatı teorisyenleriyle, Clausewitz ve SunTzu ile aynı okul içinde yer alır: düşünmenin ana ekseni "biz" ve "onlar" ayrımı üzerine kuruludur.


318 Haber (53 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)